RAMAZAN AYINDA PEYGAMBER EFENDİMİZİN İŞLEDİĞİ VE TAVSİYE ETTİĞİ SALİH AMELLERİ !!

RAMAZAN AYINDA PEYGAMBER EFENDİMİZİN İŞLEDİĞİ VE TAVSİYE ETTİĞİ SALİH AMELLERİ
SAHUR: Peygamberimiz buyuruyor ki: “Sahur yemeği yiyin; çünkü gerçekten sahurda bereket vardır.” Sahur vakti seher vaktidir ve o saatler günün en bereketli vakitleridir, rızıklar o zaman dağıtılır. Resûlullah da (sas) sahur vaktinin bu noktasını vurgulamıştır. Sahura kalkmak aynı zamanda o günkü Ramazan orucuna niyettir.
Peygamberimiz buyuruyor ki: “Sahur yemeği berekettir, velev ki biriniz, sudan içeceği bir yudum olsa bile sahuru sakın terk etmeyin. Gerçekten Allah ve Melekleri sahur yemeği yiyenlere salat getirirler.” Sahurun en büyük bereketlerinden birisi de, Allah Teâla ve Melekleri sahur yemeği yiyenlere salât getirmeleridir.
Peygamberimiz buyuruyor ki: “Kitab Ehli’nin orucu ile bizim orucumuzun arasındaki fark, sahur yemeğidir.”
İFTAR: Peygamber efendimiz buyurdu ki: “İnsanlar iftarı geciktirmedikleri sürece hayır üzeredirler.”
“İnsanlar iftar etmekte acele ettikleri müddetçe, din üstün olmakta devam eder. Çünkü Yahudi ve Hıristiyanlar geciktirirler.”
Hz. Aişe validemize bir grup tabiî geliyor ve şöyle diyorlar: Resulullah’ın hayırda geri kalmayan iki dostu var ki onlardan birisi iftarı ve akşam namazını geciktiriyor; diğeri ise ne iftarı ne de akşam namazını geciktiriyor.
Hz. Aişe validemiz dedi ki: Onlardan iftarı ve akşam namzını geciktirmeyen hangisidir, diye sordu. Tabiînden olan kişiler de: Abdullah ibn Mesud, dediler.
Hz. Aişe: Resulullah da böyle yapardı, dedi.
“Allah’ın sevdiği kulları arasında orucunu geciktirmeden açan kullar vardır.”
Peygamberimiz şartlara göre hurma, su ile iftar ederdi. Tuz, zeytin, çörek otu ile de iftar ettiğine dair rivayetler vardır.
“Bu ayda her kim oruçlu bir mü’mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.” Sahabeler sordular: “Ey Allah’ın Resulü, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz.”
Bunun üzerine Peygamberimiz buyurdu ki:  “Allah bu sevabı bir tek hurma ile bir içim su ile bir yudum süt ile oruçlu mümine iftar ettirene de verir.”
Bu şekilde israfa girmeden de pek ala iftar verebiliriz. İnsanın imkânı ne kadarını kaldırabiliyorsa, ona göre bir hazırlık yapması en güzelidir.
Peygamber Efendimiz iftar sofasında dua etmeyi de severdi. Peygamberimiz Sad bin Muaz’ın evinde iftar yapmış ve onlara şöyle dua etmişti: “Yanınızda hep oruçlular iftar etsin. Yemeğinizi iyi insanlar yesin. Melekler de size dua ve istiğfarda bulunsun.”
“Allah’ım! Senin rızan için oruç tuttum ve Senin verdiğin rızıkla orucumu açıyorum.”
Şunu da ilave edelim: “Resulullah insanların en cömerdi idi. Onun en cömert olduğu zaman ramazan ayı idi. Çünkü o ayda Hz. Cebrail Peygamberimize gelir ve her gece Kur’an okurlardı. İşte o günlerde peygamberimiz rahmet yüklü rüzgarlar gibi cömert olurdu.”
TERAVİH Peygamberimizin ramazan sünnetlerinden birisi de Teravih namazıdır.
“Her kim ramazanı, iman ederek ve sevabını Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.”
“Şüphesiz Allah Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de Ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı oruçla, gecelerini namazla ihya ederse, anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur.”
MUKABELE: Kur’ân-ı Kerim bu ayda nazil olmaya başladı.
Cebrail (as) Ramazan ayı boyunca her gün Resulullah’ın yanına gelir ve karşılıklı birbirlerine Kur’an okuyarak o güne kadar gelen ayetleri tekrar ederlerdi. Bu Resûlullah’ın (sas) son Ramazan ayında iki defa yapılmıştı. Buna arz ve sema, denir.
Kur’an-ı Kerim’i okumak sünnet, dinlemek farz-ı kifayedir.
Kur’an-ı Kerim’i okumak, dinlemek, göz ile takip etmek ayrı ayrı salih amellerdir.
İTİKAF: Peygamber Efendimiz (sas) Ramazan ayının son on gününe girdiğinde normal günlerden daha fazla ibadete yönelirdi. İtikafa girer, namaz ve niyazını çoğaltırdı.
“Kadir gecesini ramazanın son on gününde arayın” ve diğer bir hadiste de şöyle buyurmuştur: “Kadir gecesini ramazanın tekli olan son on gününde arayın.” Bu sebeple kendisi de bu günlere çok önem verirdi.
Ramazan ayının son on gününde, gece gündüz bir camide kapanıp ibadet etmeye, itikâf denir. Peygamber efendimiz vefat ettirene kadar ramazanın son on günü itikâfa girerdi. Sonra da ardından hanımları itikâfa girdiler.
Dersimizi şu müjdeli haber ile tamamlayalım.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Ümmetime Ramazan ayında beş şey ihsan edildi. Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti.
Birincisi: Ramazan ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak onlara rahmetiyle bakar. Allah kime rahmetiyle bakarsa, onu hiçbir zaman azaba çarptırmaz.
İkincisi: Oruç tutanların ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.
Üçüncüsü: Gece ve gündüz melekler oruç tutanların bağışlanması için Allah’a yalvarırlar.
Dördüncüsü: Allah o gün Cennetine emir verir ve şöyle buyurur: ‘Ey Cennet, kullarım için hazırlan, süslen. Dünya sıkıntılarından kurtulup benim huzuruma ve ikramıma gelip istirahat etmeleri yaklaştı.”
Beşincisi: Ramazan’ın son gecesi gelince de, Allah oruç tutan kullarının hepsini affeder.”
Sahabilerden bir zat sordu: Ya Resulallah! Bu gece Kadir Gecesi midir?’ Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Hayır! Bilmez misiniz, işçiler gün boyu çalışıp da işlerini bitirdikleri zaman ücretlerini almıyorlar mı?”

Updated: 2 juni 2017 — 10:26 AM