Ramazan ayında: BİR HADİS VE İZAHI

BİR HADİS VE İZAHI

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)’dan rivayet edilmiştir, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Âdemoğlunun her ameli katlanır. Hayırlı ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar çıkar. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu dilediğim gibi mükâfatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti.” Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.”
Bir rivayette de şöyle buyrulmuştur: “Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa: Ben oruçluyum, desin.”
Yüce Allah’ın her bir hayırlı ameli en az on misliyle kabul etmesi Kur’an-ı Kerim ile sabit ilahi bir kanundur. “Kim bir hayır yaparsa ona on katı (sevap) verilir…” (En’am suresi, ayet:160.)
Hadisin devamında bunun, yedi yüz katına kadar çıkacağı belirtilmiştir. Bu da Kur’an ile sabittir. “Mallarını Allah yolunda sarf edenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir, Allah’ın lütfu geniştir…” (Bakara suresi, ayet: 26l.)
Esasen Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifler de verilen rakamlar genel olarak kesretten kinayedir. Türkçemizde de bunun örnekleri çoktur: Elimi sallasam ellisi… Biz bunun gibi onlarcasını gördük vs.
Hadis-i şerifte orucun “perde” olarak zikredilmesine gelince, bazı rivayetlerde: “Ateşe karşı perdedir” şeklinde daha sarih gelmiştir. Bazı rivayetlerde ise şöyle buyurmuştur: “Oruç, birinizin savaştaki zırhınız gibi ateşe karşı zırhınızdır.” “Oruç, ateşe karşı kalkandır ve müstahkem bir kaledir.” “Oruç, gıybetle yırtmadığı müddetçe, kişiye bir kalkan, bir sığınaktır.”
İbnu’l-Esir, orucun sâhibini eza veren şehvetlerden koruduğunu belirterek, oruç tutan kimsede, nefsi kötülüklere sevk eden şehvetlerin kırılacağına dikkat çeker. (en-Nihaye)
Kadı İyaz: “Oruç, günahlara karşı perdedir veya ateşe karşı perdedir veya bunların hepsine karşı perdedir. (el-İkmal)
Oruç, gıybet, iftira, dedi-kodu, yalan, şehvete yenik düşmek gibi haramlara karşı kişiyi dünyada ve ahirette koruyan bir örtü, bir kalkandır.
Zahirî fakihlerden İbn Hazm, oruçlu olduğunu bilerek fiilî veya kavli herhangi bir günaha kasten tevessül eden oruçlunun orucunun bozulacağına hükmetmiştir. İbn Hazm’ı bu hükme sevk eden delil hadiste gelen: “Kötü söz sarf etmesin, (bağırıp çağırmak gibi) cahillik yapmasın.” emrinin mutlak olmasıdır.
Şu hadis de bu hükmün delillerindendir: “Kim yalan söylemeyi, yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah’ın onun yemesini içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.”
Cumhur ulemaya göre ise, orucun bozulması üç sebepten biri ile meydana gelir: Gıda, deva ve cima.
Hadis-i şerifteki, oruçlunun ağız kokusunun, Allah’a misk kokusundan daha hoş gelmesi ifadesi ile ne kast edilmiş olabilir? Çünkü Allah nezdinde kokunun iyiliği kötülüğü mevzubahis olamaz.
Âlimlerin bu konudaki yorumlarını arz edelim: Bu bir mecazdır, güzel kokuların bize yakınlığını ifade için böyle bir mecaza başvurulması adet olmuştur. Orucun Allah’a yakınlığını ifade için, bundan bir istiare yapılmıştır. Öyleyse mânâ şöyledir: “Oruç Allah nezdinde, misk kokusunun sizin nezdinizdeki iyiliğinden daha iyidir.”
Allah ona ahirette öyle bir mükâfat verir ki, o sayede ağzının kokusu misk kokusundan daha hoş bir hâl alır. Oruçlu öyle bir mükâfata nail olur ki, bu misk kokusundan daha hoştur.
Oruçlunun ağız kokusu, zikir ve ilim meclislerinde mutat olan misk kokusundan daha sevaplıdır.
Kıyamet günü, bütün ibadetlerin kendilerine has bir kokuları olacaktır. İşte orada orucun kokusu, diğer ibadetlere nazaran misk kokusu gibi olacaktır. Nitekim Müslim’in rivayeti şöyledir: “Oruçlunun ağız kokusu kıyamet günü Allah yanında misk kokusundan daha hoştur.”
Oruçlu kişi bir yandan her türlü fenalıktan sakınır; bir yandan da namaz, zikir, mukabele, iftar, sahur, teravih gibi müstesna ameller ile manevi bir kokuya erişir, kast edilen mana bu olabilir. Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadislerinde Kur’an okuyan müminin kokusunu turunçgillere benzetmiştir.
Yüce Allah’ın: “Oruç benim içindir…” buyurmasındaki maksat şöyle izah edilmiştir: Oruçta riya olmaz. Çünkü oruç tamamen kişi ile Allah arasında bir ibadettir. Diğer ibadetlerin mutlaka zahiri bir tarafı vardır. Namazın, haccın rükünleri aleni yapılır. Cihat gibi canın ortaya konduğu en yüce bir amel bile zahiridir. Kişi şecaat göstermek için savaşabilir. Dolayısıyla bunların hepsine riya karışabilir. Mümin oruç tutunca, hâriçte görülen bir fiilde bulunmaz, oruç daha çok içte kalan bir fiildir. Çünkü oruç hâriç bütün ameller hareketle vukua gelir. Oruç ise, insanlara saklı kalan niyetle yapılır. Esasen hayırlı amellerin hepsi Allah içindir ve bunların mükâfatını da O verecektir.

Merhum Hocamız, İbrahim Canan’ın Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi isimli müstesna eserinden faydalanarak hazırlanmıştır.

_______________
1 Buhari, Savm: 2, 9; Müslim, Sıyâm: 164; Muvatta, Sıyâm: 58; Ebu Dâvud, Savm: 25; Tirmizî, Savm: 55; Nesâî, Sıyâm: 41; İbnu Mâce, Sıyam: 1.

Updated: 31 mei 2017 — 1:42 PM